|
hüda hüdawrote:
Hayırlı cumalar Renklerin toprağından fışkıran derin coşku, yağmurlarla buluştuğunda yüreğin tufandan kurtulduğu gün; seher soluklu Cuma… Canın coştuğu, ruhun kanatlandığı, gönlün güllerle güldüğü günde; zaman ötesinden kokular getirir zaman… Sürgün saatleri serinletir melekût meltemler… Mana maddenin önünde gizem kapılarını açar; her şey anlam değerini dillendirir… Dilekler, dualar yükselir durmadan, saat-i icabeyi yakalamak için… Cumanın kalbini yakalayanın kalbi duaları kabul olunur… Ne isterseniz cevap verilir; düğümler çözülür, dertler dağılır, hayata renk gelir, renklere hayat… Ubudiyet dua renkleriyle süzülür gönlün gökkuşağına… Kulluk toprağından yükselen tefekkür çiçekleri güneşin renklerini görür ve gösterir… Bereket yağmurlar yağar Rahmet bulutlarından… Toprağın kokusuyla, gökkuşağı renkleri coşku kuşlarını uçurtur sekine kanatlarıyla; Dağların, denizlerin ötesinde, yıldızların yetişemediği, galaksilerin göremediği yöne doğru… Kalp, cumanın kalbiyle bütünleşmiş, yönsüz ve zamansız iklimlerde renkleri ve kokuları geride bırakmış yitik yurdunu arıyordur; sonsuz saadet… Latif ve Alim olan Rabbimiz dünya saadetiniz için Cuma'yı vesile kılsın, ahirette size ve tüm sevdiklerinize "Cuma Yamaçları" nasip etsin... Hayırlı Cumalar... Alıntı SELAM VE DUA İLE
Mar. 13
|
|
|
yasminwrote:
Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakallı dedesine merakla sorar:
"Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadardır?" Dede gülümser: "Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum." "Bu kadar kısa mı?" "Evet yavrucuğum. Ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır." "Bu ne demek?" Dede şefkatle ellerinden tutar toruncuğunun: "Bak yavrum, geçenlerde komşumuzun bebekleri oldu. Bebeğin kulağına ezan okundu. O ezanın namazı kılındı mı? Kılınmadı. O ezan 'Namazsız ezan'dı. İnsan öldüğü zaman kılınan cenaze namazının da ezanı yoktur. İşte o da 'ezansız namaz'dır. Aslında o namazın ezanı, o doğduğunda okunmuştu kulağına. Böyle yaparak şöyle denmişti ona: "Ey insan! Bu ezanın ardından namazın çabuk gelecek. Hayatını iyi değerlendir."
Mar. 10
|
|
|
...MüPteLaNıM... ....wrote:
Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin. herkesin kandili mübarek olsun...
Mar. 8
|
|
|
GÜL SEVDALISI yolcuwrote:
Mevlüd-i Nebevi'nin mübarek kutlu doğumları tüm islam alemine hayırlı olmasını ve hayırlara vesile olmasını Yüce Mevlamız,Rabbimiz Cenab-ı Zulcelal'den niyaz ederim.Allah'a emanet olunuz.
Selam ve dua ile .....
Mar. 8
|
|
|
hüda hüdawrote:
Kainatın Efendisi, Sevgili Peygamberimiz, Alemlere Rahmet Efendimiz, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtu Vesselâm Efendimiz'in Dünyaya Teşrifleri Cümlemize Mubarek Olsun, Hayırlara Vesile Olsun İnşaallah Ey Rabb-i Rahîmimiz Efendimiz Aleyhisslâtu Vesselâm'ın Hürmetine; Günahlarımızı Afv-ı Mağfiret Eyle Dualarımızı Hayırlarla Makbul, Tevbelerimizi Kabul Eyle Bizleri Efendimiz'in Ahlâkı ile Ahlâklandır Bizlere; Marifetullah, Muhabbetullah, Muhabbet-i Resûlullah(Aleyhissalâtu Vesselâm), İhsân Şuuru, Hizmet Şuuru, Sahabe Şuuru, İhlâs-ı Etemm ve İmanda Hakka'l Yakîne Erebilmeyi Nasip Eyle Beş Vakit Namaz Muhabbeti ihsân Eyle Bizlere Hayatlarımızı Efendimiz'in Hayatı ile Hayatlandır Bize Onun (Aleyhissalâtu Vesselâm ) Muhabbetini İhsân Buyur "Allahım! Senden, Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıracak amelleri sevmeyi dileriz. Allahım! Senin sevgini bize canımızdan, ailemizden ve soğuk sudan daha ileri kıl!" "Allahım, Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederiz" "Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahs(Yûnus Sûresi10) "Seni her türlü noksandan tenzih ederiz.Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen her şeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın" (Bakara Sûresi: 32) "Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, duâ edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin" (Al-i İmrân Sûresi: 8) "Allahım, Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Ashâb ve kardeşlerine Senin için hoşnutluk ve onun için de hakkı edâ olacak bir rahmet ve selâm eyle.Bizi ve dinimizi selâmette kıl. Duâmızı kabul et ey âlemlerin Rabbi! " Amin selam ve dua ile...
Mar. 8
|
|
|
hakyol islam. .wrote:
Buyurun aşk ile şevk ile:
-Eşhedü en lâilâhe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühû ve rasûlüh… -Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve rasülüdür. Aşkla - şevkle girilir İslam’a… Aşkla - şevkle tazelenir İslam’la bağlar… Müslümanlık bu aşkın sürekli yaşanma halidir. “Allah’ım beni sana ulaştırmayan bu dini, bu inancı ben ateşe atar da yakarım.” Bu çetin söz Hazreti Mevlânâ’ya aittir. İnsanı “Allah’a ulaştırmayan din” nasıl bir dindir acaba? Acaba içinde aşk coşkusu bulunmayan bir şey mi? Ya şu insan profiline ne dersiniz? “Bazan melekler bizim temizliğimizi kıskanır, bazan da şeytanlar kötülüğümüzden kaçarlar. “İnsan vücudu, içinde yırtıcı hayvanların dolaştığı bir ormana benzer, parçalanmamak, yok olmamak için çok uyanık bulunmamız lazım. Bizim vücudumuzda binlerce kurt, binlerce domuz, temiz, pis, güzel, çirkin binlerce sıfatlar vardır.” Nasıl bir insandır içinde şeytanı barındıran insan? Acaba aşktan yoksun olan mı? Acaba bizim içimiz nasıl? Kimler kaynaşıp vuruşuyor içimizde? Mevlânâ Hazretleri aşka çağırıyor insanı: “Aşıkların coşkun akan bir sel gibi, yüzlerini, başlarını yerlere sürerek, taşlara vurarak, dostun deresine varıncaya kadar koşması gerekir.” “Aşk göklere uçmaktır”, diyor. “Aşksız geçen ömrü, hiç hesaba katma, yaşadım sanma. Aşk âb-ı hayattır, onu canla, gönülle kabul et.” diyor. “Aşk ölü ekmeği can yapar, fani olan canı ebedileştirir.” diyor. Ve “Göklerin dönüşünü, aşkın dalgasından bil. Eğer aşk olmasaydı, dünya donar kalırdı.” diyor. “Aşk” deyince Muhammed İkbal, Mevlânâ’dan alıyor sözü ve o da aşkı çağırıyor: “Gel ey aşk, ey gönlümün remzi, mânâsı, gel ey bizim tarlamız, mahsulümüz gel bu balçıktan yaratılan insanlar artık eskidiler, köhneleştiler. Gel çamurumuzdan yeni bir insan yap.” Çamurdan insan inşa etmek için aşkın iksiri lâzım büyük gönül adamına göre… Sonra yeniden alıyor sözü Hazreti Mevlânâ. Aşkın terennümleri içinde bir mü’mini işaretliyor insana: “İnle inle ki, bu iniltiyi işiten bir komşun vardır. Bu komşu, sana, şah damarından daha yakındır. İnle inle ki çocuğun inlemesi, ağlaması, süt annesinin sevgisini uyandırır.” “Gerçek bir mü’min, gerçek bir insan, Allah’ı canla, başla anar, O’nu daima zikr ederse, o mü’mine dikkatle bak da gör, onda Hakk’ın nurundan gelen güzellik ne parlak olur! Bu ilâhi erlerin içleri, gönülleri ne acaib, ne şaşılacak bir denizdir.” Sonra aşkın yolunu Rasûlü Ekrem’le buluşturuyor ve kendi dünyasını ona bağlıyor. “Bizim Peygamberimizin yolu aşk yoludur. Biz, aşk oğullarıyız, bizim anamız da aşktır.” Aşk! “Hurma kütüğü kadar olsun aşk taşı, canlan!” demek bu.(alıntı) SELAM VE DUA İLE KARDEŞİM.. CUMAMIZ HAYIRLARA VESİLE OLSUN İNŞALLAH... DUALARINIZA MİSAFİR OLMAK DİLEĞİYLE HAYIRLI AKŞAMLAR...
Mar. 5
|
|
|
...MüPteLaNıM... ....wrote:
neden neden neden...
Neden Hz Yakup yanında onca evladı varken illa Yusuf diye ağlayıp gözlerini kör eyledi? Sevgi sadece evlat sevgisi ise bu sevgiyi kendine yaşatacak hiç mi evladı yoktu? Neden Mecnun illa Leyla deyip çöllere düştü? Mecnun için başka bir sevgili bulunamaz mıydı? Hiçbir kız Leyla'nın verdiğini veremez miydi Mecnun'a? Neden Bülbül Gül için ağlayıp durdu hep? Gül'ün dikenlerinin her seferinde vücuduna batıp kendisine acı vereceğini bildiği halde, neden Bülbül hâlâ güle konmaya, gülü koklamaya devam etti? Zannediyor musunuz ki Yakup için Yusuf sadece bir evlattı? Zannediyor musunuz ki Mecnun için Leyla sadece bir sevgili idi? Zannediyor musunuz ki Bülbül için Gül sadece bir çiçekti? Eğer sadece Yakup için evlat Mecnun için sevgili Bülbül için çiçek olsaydı anlam; Ne Yusuf için gözler kör edilirdi ve gelene kadar dünyaya küsülürdü, Ne Leyla için çöllere düşülür, ölümü ile ölünürdü, Ne de Gül için onca dikenine rağmen gözyaşı dökülür ve hâlâ üzerine konulup kokusu koklanırdı Yusuf gelmeden kim açabilirdi Yakup'un gözlerini Leyla ölünce kim yaşatabilirdi Mecnun'u Gülü koklarken akan kanın kan olmadığını kim anlatabilirdi Bülbül'e? Tek bir olan biri! Yakub'un da Mecnun'un da Bülbül'ün de Rabbi olan ALLAH |cc| Yusuf'un da Leyla'nın da Gül'ün de Rabbi olan ALLAH |cc| İşte her şey tek bir şeyde cevap buluyor! İşte her şey tek bir şeyde son buluyor! O hükmü kestiyse O hükmü yazdıysa Sonu yok bu sevdanın O sonu kesmeden, Açıklaması yok bu sevdanın sevdayı gönle yerleştiren açıklamasını yapmadan Yakup ne güzel oldu Yusuf ile Mecnun ne güzel oldu Leyla ile Bülbül ne güzel oldu Gül ile Aslında hepsi en güzel bir güzel ile güzel oldu: MEVLA ile!
Mar. 5
|
|
|
yasminwrote:
TEBESSÜMÜ HİÇ EKSİK ETMEYELİM
gülümseme her bakımdan faydalıdır.Aynı zamandagüven duygumuzu dolayısıylabaşarımızı artırır.Korkuyu yener,endişeyi uzaklaştırırvekaramsarlığı giderir.Gercek bir gülüş,hastalıklı duyguları düzeltir.Gülen birinsanaöfkeli davranmakta zordur. Bu yüzden sadecenormal ve neşeli halllerde değil,can sıkıcı hadiselerdebile güleryüzlülüğü muhafaza edebilmeliyiz.Böylece toplumda daha çok sevileceğiz:) hemde neşeli ve mutlu olacağız inş :) Yine peygamberimizin şu sözünüde unutmayalım.. KARDEŞİNE GÜLÜMSEMENYÜZÜNDEN SANA BİR SADAKANIN SEVABI VERİLİR. SELAM VERİRKEN GÜLER YÜZLÜ OLANA, SADAKA VERENLERİN KAVUŞTUKLARI SEVAP VERİLİR... (S.A.V)
Mar. 4
|
|
|
2563wrote:
Bu gün daha iyi hissediyorum, üstümdeki fanilik gömleğini. Ve dönüp bakıyorum arkama: koca bir çer çöp yığını, söndürülmemiş yangınlar, doymak bilmez uçurumlar, kurumuş kalmış kalmış gül bahçeleri, tayfuna uğramış ekin alanları … Ey ömrüm! Bunlar mıydı bana armağanın? Hangi dağın kahrına yaslandım ki ruhum bunca paramparça? Hangi acıya daldırdım ki kovamı, şakaklarım bembeyaz? Hangi hazzın alevine tuttum ki, yüreğimi, kalp fanusum simsiyah? Hangi yasak meyveye kaç kez uzandım ki, ruh hamurum kaskatı? Dünya ah, yaslandıkça kaykılan sinsi güzel. Doyumsuz hevesler icad eden arsız tilki! Hep çığ düşmüş bakışlar mı bırakırsın bize ? Hep fanilik köpüren sular mı akar ırmaklarından? Hep acılara tanıklık mı edecek meydanların, sokakların? Dünya, ah sana yaslanan hangi varlık gözlerindeki ışıltıyı yitirmedi? Kalbi yerinden oynatan hangi güzellik dönüp bakılmayacak denli pörsümedi? Hangi evrensel aşkın tutkunları muratlarına ermeyi başardıktan sonra toprağın altına yürüyebildi? Dünyayı kahır ve kudret pençeleriyle titreten hangi hükümdar ölümsüzlük iksiri peşinde ömür tüketti de yeryüzünde ki sayılı nefes alış verişini uzatabildi? Hangi tutkunun gümrah ırmağı, zamanın kavurucu güneşi altında direndi de kurumadı. Dünya! Hep bildik akışınla kuşatarak kaderimizi bizi mukadder sınırların dar alanına hapseyledin! Hayatın hep gerçek yüzünü örterek bizi allı pullu oyuncaklarınla oyaladın, avladın? Biz yalnızca dünyaya dönük yaşadıkça, hiçbir zaman hayat bize öte yüzünü göstermeyecektir yazık ki! Yazık ki akıp giden zaman ırmağı, bağrımızdan bir ölümsüzlük ağacı yeşertmeyecek. Yazık ki hep çilesi çekilmemiş ümitlerle yaşayacağız. Yazık ki en güzel şiirleri, şarkıları söylemeyi hep yarınlara erteleyeceğiz. Yazık ki ömrümüzün kurak çölünden hiçbir zaman bir nil bereketi fışkırmayacak. Yazık ki hiç ulaşılmayacak bir yer altı madeninin hep hüznünü yaşayacağız. Yazık ki bizi gözeten, kollayan, koruyan, bizden hakkıyla memnun olmayacak. Ve bir sabah uyanacağız ki bütün aynalarda kış. Ve bir gün bakacağız ki feri sönmüş gözlerimizin. Ve bir gün damarlarımızdaki çılgın deveran , yerini ölgün bir titremeye bırakacak. Artık tabiat sofrasından üstümüze gülücükler saçılamayacak. Ve gizli bir el yavaşça söndürüverecek kandilini ömrümüzün. Öyleyse kalkıp dünyanın eğip büküşüne, sömürüp hırpalayışına baş kaldırmalı. Hayatın ürküten kısalığı içinde ötelere bir pencere açmalı. Nasıl olsa geçip gidecek bir ömrü, bir çekirdekten; her mevsim meyve veren ağaca çevirmeli. Yazgımızın bizim yürüyüşümüzle çiçeklenecek kesitini dolu dolu yaşamalı. Gölgemizin değdiği zaman kesiti bizden kokular, tatlar saçmalı hayata. Ardımızda minnetle anılacağımız nice çiçek bahçesi bırakmalı. Çünkü “Dünya, bir ağaç gölgesinde dinlendikten sonra kalkıp yolumuza devam edecek kadar geçici.” Hiçbir sızlanışa, aman dileyişe karşı kılını kıpırdatmayacak kadar umursamaz ve katı …" Gökhan GÜNDÜZ / Semerkand Selametle inş.
Mar. 4
|
|
|
hüda hüdawrote:
PEYGAMBER EFENDİMİZDEN NASİHATLAR Ashâb-ı Kirâm’dan Ebû Zerr hazretleri bir gün Peygamber Efendimize: “Bana tavsiyede bulun yâ Rasûlallah” diye ricâda bulununca Peygamber Efendimiz Hz. Ebû Zerr’e şu nasîhatlerde bulundu: - Sana Allah’tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü Allah korkusu her işin başıdır. - Kur’ân’ı oku, Allah’ın zikrine sarıl. Çünkü zikrullah senin için yeryüzünde ışık, gökte de saklanan bir azıktır. - Sakın çok gülme. Zîrâ çok gülmek kalbi öldürür, yüzünün nûrunu söndürür. - Çok konuşmamaya çalış çünkü bu, şeytanın senden uzaklaşması için bir vesîle, dînini koruman hususunda bir yardımcıdır. - Fakirleri sev, onlarla hemdem ol. - Senden aşağıdakilere bak, senden üstünlerine bakma. Bu, Allah’ın sana verdiği nimetleri küçümsememen için en uygun yoldur. - Acı da olsa hakkı söyle. - Bildiğin kusurların seni, halkın eksikliklerini araştırmaktan alıkoysun. Yaptığın bir işi, başkaları yaptığında kızma. Kendi noksanlarını görmeyip, insanların ayıplarıyla meşgul olman, irtikâb etmekte olduğun bir fiili insanlar yaptığında kendilerine kızman ayıp olarak sana yeter, dedi ve eliyle göğsüne vurarak: - Ey Ebû Zerr! Tedbir gibi akıl, günahlardan sakınmak gibi verâ, güzel ahlak gibi servet yoktur, buyurdu. [Hayatü’s-Sahâbe 4-206/207] SELAM VE DUA
Mar. 3
|
|
|
Zakir Haymanawrote:
dost dıyer sitemde virus oldugundan yeni site açmak mejburiyetınde kaldım tüm arkadaşların allah yar ve yardıncısı olsun esselamun aleyküm.
Mar. 2
|